Çalışanınızı işten çıkarmanız gerektiğini söyleyen 8 neden

İşveren olmanın zorluğunu, kendi işini kurmayan kimse anlayamaz. Bir tek altınızda çalışan onlarca insana karşı değil, onların baktıkları kişilere karşı da mesuliyet sahibi olmuş olursunuz. Bu sebeple işten çıkarılması ihtiyaç duyulan biri olduğunda, minimum çıkardığınız şahıs kadar siz de üzülürsünüz; sadece çalışanınız bunu bilmesi imkansız.

Sadece kimi zaman o şekilde durumlar olur ki, çıkarmaktan başka şansınız olmaz. Peki bu durumlar hangi şartlarda belli olur? Hep birlikte bakalım.

Dedikodu yaparlar

Bir şirkette oluşabilecek en fena şeylerden biri, dedikodudur. Bunu halletmeye eğilimli olan şahıs, öteki çalışanlardan ilkin sizin hakkınızda konuşmaya adım atar. Bu kulağınıza bir ihtimal gelir, bir ihtimal gelmez; sadece en azından başkası hakkında konuştuğunu bir halde duyarsınız.

Dedikodu yapmak demek, “başkaları hakkında konuşmak haricinde meydana getirecek daha iyi bir şeyim yok” anlama gelir. Bu şahıs hem verimsiz çalışır hem de ofisinizdeki öteki çalışanların huzurunu kaçırır.

Toplantının derhal peşinden kendi toplantılarını yaparlar

Diyelim ki şirket olarak bir karar aldınız ve toplantıdaki hepimiz bu sonucu onayladı. Karşı çıkan olmadı. İşten çıkarılması ihtiyaç duyulan şahıs, bu şekilde bir toplantının peşinden derhal ayrı bir toplantı yapmış olup, görüşmede alınan kararlara katılmadığını söyler. Görüşmede söyleyecek zamanı olmuştur fakat söylememiştir.

Bu şahıs bununla birlikte ekibine “Bence fazlaca fena bir düşünce fakat bizlere bunu yapmamız söylendi, o yüzden yapacağız.” der ve ekibi de size karşı doldurur.

İlerleyen günlerdeki toplantılarda “Bu fikri desteklemiyorum” cümlelerini duyarsınız. Bu, “Her şeye tamam diyorum fakat bu, bu işi hakikaten yapacağım anlamına gelmiyor. Aksine, batırmak için elimden geleni yapacağım.” demek.

“Bu benim işim değil.” derler

şirket ne kadar ufak olursa, çalışanların sorumlulukları o denli artar. Firmanın iyiliğini düşünen biri, elinden geleni ardına koymaz.

Bazı çalışanlar ise iş sınırlarını çelikle çizerler. Rica ettiğiniz şeyleri asla yapmazlar. Doğal olarak burada işten çıkarmak için istediğiniz şeyin etik, mantıklı ve ahlaklı olması lazım.

Bir kere güzel bir iş çıkardılar mı, sorumluluklarını doldurduklarını düşünürler; tembellik halletmeye başlarlar

İşte başarı elde etmek mükemmel bir şey. Tertipli çalışan birine haiz olmak da ayrı güzel. Sadece bazı çalışanlar, belirli bir süre güzel iş çıkardıklarında, sanki tüm sorumluluklarını tamamlamış ve artık çalışmak zorunda değilmiş şeklinde düşünürler. Fakat süregelen her gün, yepyeni bir gündür; yeni sorumlulukları ve zorlukları bununla beraber getirir. Bunun bilincinde olmayan çalışanın sizinle olmasına da gerek yok.

Kafi tecrübeye haiz olduklarını düşünürler

Deneyim iyidir, insana fazlaca şey öğretir; sadece sonu yoktur. Bu sebeple öğrenmenin sonu yoktur. Maalesef bazı çalışanlar, bir kere edindikleri tecrübeden sonrasında öğrendiklerini kafi bulurlar.

Yetişmen olduğum zamanlarda devamlı iyi iş çıkaramadığımı düşünür, üzülür ve daha iyisini yapamamaktan korkardım. Eski kreatif direktörüm beni kenara çekip “Mühim olan ‘ben oldum’ dememek; bu sebeple gelişim, oldum söylediğin noktada biter.” demişti. Çok da fazla haklıydı. Hiçbir deneyim kafi değildir. Dünyada öğrenecek fazlaca şey var. Çalışanınız buna direniyorsa, sonraki aşamalarda, sektörden fazlaca geri duracak biriyle çalışıyorsunuz anlama gelir.

Kıdem baskısı yaparak öteki çalışanlara engel olurlar

Diyelim ki yeni çalışanınız mükemmel. Her işe koşturuyor, her şeyi yapıyor. Derken daha eski bir çalışan çıkıp, yeni çalışana bu tavrı yüzünden fena gözüktüğünü söylüyor. Her şeyi bir yarışa çeviriyor.

“Oldukca fazla çalışıyorsun.” diyerek birine baskı yapmak, “Bence kimse fazlaca çalışmamalı, bu sebeple ben fazlaca çalışmak istemiyorum.” anlama gelir. Bu şahıs, tüm ekibin performansını düşürür.

Övgü alma uğruna işleri herkesten ilkin almak için acil ederler

Tamam. Bir ihtimal fazlaca iyi iş çıkardı. Bir ihtimal fazlaca büyük bir işi tek başına yüklendi. Bir ihtimal o olmadan bu iş hayatta bitmezdi. Fakat kim bilir biterdi.

Mühim olan bir işi tek başına bitirmesi değil, mühim olan ekip olarak çalışmak. Kimse bir işi, o işi fazlaca seviyormuş şeklinde yapmadan bitiremez.

İyi bir çalışan, iyi bir ekip üyesidir. Eğer her şeyi tek başına halletmeye çalışıyorsa, tüm övgüyü kendisi almak istiyordur. Ekip dostlarını demoralize ediyordur.

Bu durum sizin için de risk taşır. Tüm ağırlığı tek başına yüklenen çalışan, kilit nokta haline gelen çalışandır. Bir süre sonra hem sizin hem de çalışanlarınız için tehdit haline gelir. Tek bir hareketi, tüm projeleri etkisinde bırakır.

Mesuliyet almakta acil ettikleri şeklinde herhangi bir başarısızlık durumunda iş dostlarını da ateşe atmayı fazlaca iyi bilirler

Hatayı kabul etmek bir tek işin değil, yaşamın bir parçasıdır. Olgunlaşmaktır. Azca ilkin bahsettiğimiz insan tipi, ilk hatada kabullenmek yerine, başka bir iş arkadaşını ve hatta kim bilir sizi suçlamaya adım atar. Mesuliyet bir bütündür. Her insanın hata yapabileceğini düşünürsek, pozitif kısma balık şeklinde atlayıp, negatif durumda tazı şeklinde kaçan çalışan olmaz olsun.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir