Eski jenerasyonların günümüz jenerasyonunu eleştirdiği 5 nokta

Nerde o eski ofisler? O eski istekli, çalışkan insanoğlu? Şimdi o şekilde mi? Milenyum evlatları sabırsız, tembel. Yoksa tam mı tersi? Nedir bu Z ve X jenerasyonunun Y jenerasyonundan istediği?
Eskiler daima yenileri eleştirir. Eskiye hasret pek doğal olarak düzgüsel bir şey, sadece mevzu ustalaşmış hayata ulaştığında bizlere birazcık haksızlık yapılıyor. Birçok yönümüz, şımarıklık, kendini beğenmişlik şeklinde algılanabiliyor; sadece kendimize biçtiğimiz kıymet, organik bir hak ve birazcık yanlış anlaşılıyor. Hatta çoğunlukla yanlış anlaşılıyor. Bu yanlış anlaşılmaları gelin sıralayalım.

Özgüven

Genç bireylerin kendine olan itimatı, maalesef eski kişiler tarafınca narsistlik ve kibir olarak görülmekte. Ne süre genç biri kendi fikrini ortaya koysa, yaşça büyük biri gelip “Daha öğrenecek oldukça şeyin var.” diyebiliyor. Evet, doğru; hayatta öğrenecek oldukça şey var ve öğrenmek güzel şey. Sadece bu demek değil ki, aşırı mütevazilik bizi bir yerden bir yere götürüyor. Her şeyin fazlası zarardır, o şekilde değil mi?
Düşünün, informasyon çağındayız. İstediğimiz her bilgiye hemencecik ulaşabiliyoruz. Bu şekilde bir durumda genç bir ferdin oturaklı bir fikri niçin olmasın?
Doğal olarak ki bu aşamada, iki neslin aynı şekilde büyümediğini ve bizim öğrenme şekillerimizi tam olarak anlayamadıklarını gözden kaçırmamak gerek. Gene de, kibir özgüvenin karşılığı olmamalı.

Gezi etme tutkusu

Zor bir devrin çocuklarıydı onlar. Birçok kıtlık, kaos gördüler kim bilir. Bu sebeple, “kazanım” denilen olgu onlar için daha maddi bir durum. Sözgelişi bir ev, otomobil, eş… Bunların hepsi elde olunca, artık gezebilirsin. Peki ya bazı şeyleri yapmak için haiz olmanız ihtiyaç duyulan gövde sağlığı, yaş, kafa dinçliği?
Milenyum gençleri, en büyük kazanımı edinmiş olduğu tecrübeler olarak görüyor. Eski jenerasyonun “yeri ve zamanı” söylediği noktaların yeri ve zamanını oldukça değişik görüyor.
Evi, arabayı, parayı toprağa götüremiyoruz fakat anılarımızı hayatımızın sonuna kadar taşıyabiliyoruz. Güzel hikayelerimizi bir sonraki neslin hikayeleri haline bile getirebiliyoruz. Jenerasyonumuzu hususi kılan nokta da bu.

Özgürlük

Günümüz jenerasyonunu eski jenerasyonlardan ayıran en büyük özelliklerden biri de özgürlük algısı. Eski insanoğlu, bir evleri, bir işleri vb. olduğunda kendilerini özgür görüyor. Oysa, milenyum jenerasyonu mal varlığına yük olarak bakmakta.
Bir düşünün, hayatınızın baharında mortgage kredisinin altına girdiniz. Ayda ödemeniz ihtiyaç duyulan 3000 TL yüzünden kımıldayacak haliniz yok. Hatta bu sebepten dolayı, patronunuzun her kaprisini çekmek zorundasınız; bundan dolayı işinizi kaybetmeniz bu borçlar altında imkânsız. Bu mu özgürlük?

Kendimize ilişik değerlere haiz olmamız

Standart doğrular, bizim jenerasyonumuza gore değil. Fazlaca sevgili büyüklerimiz bizleri büyütürken, sorgulamayı da öğretti. Şimdi bu öğretiyi uygulamaya geçirdik fakat onlara gore işler yolundan birazcık saptı. Kim bilir sapmadı?
Niçin günümüzde kendi emekleriyle milyar dolarlık şirketlere haiz olmuş insanoğlu piyasanın hakimi? Niçin artık “babadan paralı” olanlar, sektörün ipini elinde tutamıyor? Şundan dolayı sorguladılar, görmeyi öğrendiler, gereksinimleri keşfettiler.
Hadi büyük işler başarmayı geçelim, kişisel bir bloğa haiz olmak bile kişiye birçok şey katıyor. “Oğlum devamlı bilgisayar başındasın, azıcık otur, dersine çalış.” dediğiniz çocuklarınız bugün Twitter yardımıyla meşhur oldu sözgelişi ve şimdi buradan ekmeklerini kazanıyorlar.
Kısacası, kendimize ilişik değerlerimiz, kendi dünyamızda yarattığımız öncelikler hayatımızı pozitif yönde yönde şekillendirebiliyor. Ne mutlu bizlere, değil mi?

Yeni iş alanlarına olan merakımız

Bilhassa dijital ve reklam sektöründeki birçok gencin yaşamış olduğu bir problemdir bu ve kim bilir birçok sektörde aynı şey geçerlidir. Ailelerimiz bizlerden öğretmen, tabip, mühendis, bankacı vb. olmamızı bekliyordu sadece biz asla bilmedikleri bir sektöre adım atmak istedik. Aman Tanrım bunu iyi mi yapardık!! Fakat yaptık. Bugün buradayız, işimizin başındayız, oldukça şükür paramızı da kazanıyoruz, evimizi de geçindiriyoruz.
Bugün Youtube kanallarından binlerce genç para kazanıyor. Alex Tew, The Million Dollar Homepage’i 2005’te yaparken kim bilir anası ne kadar eleştiriyordu onu? Şu an kendisi, Calm’un kurucusu ve CEO’su.

Kısacası, oldukça sevgili büyüklerimiz. Bizi yetiştirirken yaptıklarınız için sizlere ne kadar teşekkür etsek yetmez. Bizi sizler yarattınız ve iyi ki de bu şekilde yaptınız. Şimdiden sonrasında tek isteğimiz, yarattığınız eserle gurur duymanız. Sizi seviyoruz!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir