Karnını doyurmaktan fazlasını arayanlar için bir buluşma noktası: Ruhun Doysun

Her şeyin elimizin altında olduğu bir dünyada, israf gündelik yaşamın bir parçası haline geldi. Iyi mi geldiğini, iyi mi üretildiğini görmediğimiz, bilmediğimiz, bizlerden uzak olan hiçbir şey üstüne kafa yormamaya ve dolayısıyla israfı umursamamaya başladık. Market raflarından aldığımız ürünlerden yaptığımız yemekler bitmeyip kaldığında onları çöpe atmaktan çekinmez olduk. Zira bu yemekler ile hiçbir bağımız kalmadı artık. Onlar bizim için gözden çıkartılabilir ürünler haline geldiler. Fakat bu israf kültürü dünyaya yıkıcı etkisinde bırakır bırakıyor. Bu kültürün karşısında da birilerinin çıkıp, daha iyiyi, daha güzeli, daha hakikatı anlatması gerekiyor. Ruhun Doysun, işte tam da bu aşamada tepenin ardındaki süvari birliği şeklinde çıkıp geliyor.

Büyüklerimizin izinden

Ruhun Doysun, yaptığımız tüketim yanlışlarından dönmek için bir davet ve bir yol gösterici. Tüketirken, israf ederken iki kez düşünmemize sebep olan bir anlatıcı. Kent yaşamının getirisi olarak bir şeyleri gözden kaçırdığımız noktada onları gözümüzün önüne getiren bir mecra.

Binbir zorlukla soframıza gelen gıdaları önemsememek bir ihtimal bizim topraklarımızda bir iki neslin hikayesidir. Büyüklerimiz ise israfın önüne geçmenin yollarını iyi biliyor ve bu tarz şeyleri günlük hayatlarında kullanıyorlardı. Evde pişen pirinç pilavı ertesi gün masaya yayla çorbası olarak gelmesi oldukça organik bir durumdu. Sadece doğal olarak Mehmet Gürs’ün ilk bölümde bahsetmiş olduğu tıkınma kültürü ile hemen hemen yoğrulmaya başlamış olan nesil yayla çorbasının bu tarifinden asla hoşnut değildi ve kendi hayatlarına taşımadılar. Öte taraftan evde yiyecek yapmanın zorlaşması, karnını doyurmak için bir şeyler atıştırmak da bizleri yiyecek ile kurduğumuz bağdan uzaklaştırdı. Bu kültürden uzaklaştıkça da neyi iyi mi yapmamız icap ettiğini bilmesi imkansız olduk.

Ruhun Doysun da bizlere işte bu aşamada israf etmeden iyi mi var olabileceğimizi gösteriyor.

Bir kültür aracı olarak yiyecek

Ruhun Doysun’un YouTube üstündeki bölümlerini izlediğinizde sizi yiyecek tarifleri beklemiyor. Daha ziyade yemeği bir ortam olarak kullanıp çevresindeki kültüre dair konuşmalar bekliyor. Örnekse üçüncü bölümde, açık ateşte tatlı pişirirken ateşin, ocağın toplumlar için ne kadar mühim bir yer teşkil ettiğinden bahsediliyor. Ya da ilk bölümde bir kuzu pişirirlerken pişirilen bir yemeğin kaç gün ve kaç değişik şekilde yeniden kullanılabileceğini ya da paylaşma kültüründen bahsediyorlar.

Bununla birlikte programa gelen konuklar da kendi bölümlerinde yemeğin kültürleri iyi mi etkilediğini, değişik topraklarda iyi mi kültürler bulunduğunu anlatıyorlar.

Sezar’ın hakkı Sezar’a

Ruhun Doysun, Grundig’in bir projesi. Daha ilkin globalde başlattıkları “Yemeğe Saygı” projesinin bir uzantısı olarak üretilmiş. Fakat işin güzel tarafı markayı gözümüze sokmaktan oldukça uzak bir iş yapmışlar. Evet, videolarda Grundig logosu var, evet mutfaktaki tüm ürünler Grundig fakat bunlar 25 dakikalık bölümlerin içinde o denli göze çarpmadan geçiyor ki rahatsız olmak söz mevzusu değil.

Öte taraftan konuşmalarda “doğaya dönmek, özümüze dönmek” şeklinde mevzular işlenirken bunların da yapmacıklıktan uzak olduğu göze çarpıyor. Malum, günümüzde her insanın diline pelesenk olmuş organik, tabiat, tabiat özlemi, kent sıkıntıları, naturel şeklinde kelimeler var. Bir noktadan sonrasında bu kelimelerin kullanımı samimiyetsiz bir noktaya geliyor. Sadece Ruhun Doysun’un bölümleri bu samimiyetsizlikten uzak.

Ek olarak bölümler birer tv programı kalitesinde hazırlanmış. 25’er dakikalık ana bölümlerin yanında bir de konuklar ile olan konuşmalar ek olarak içerik olarak YouTube kanalında yerlerini almışlar. İçerik üretiminde de israftan kaçınıp, verimliliği ve tekrardan değerlendirmeyi kullanmışlar. Site tamamen bitmiş değil. Tarifler kısmı şeklinde yapım aşamasında olan bazı bölümler var. Sadece gene de genel bir düşünce edinmek adına ziyaret edilebilir. 12 Yapım‘ın ajanslığını üstlendiği işin ilk videosunu aşağıdan seyredebilirsiniz.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir