Karşınızdaki insanın zeki olup olmadığını anlayabileceğiniz 6 özellik

Birinin akıllı olup olmadığını ilk bakışta idrak etmek zor olabilir. Hele hele karşımızdaki şahıs kendine güvenen bir görüntüye haiz olmayagörsün, onu akıllı ve yetenekli olarak kabul etmekte hızımıza yetişilmez. Peki karşımızdaki insanoğlunun hakkaten akıllı olup olmadığını iyi mi anlayacağız?

Bir rubik küpü bizlere bu mevzuda destek olabilir, sadece hepimiz onun testine yanaşmayabilir 😉
İyisi mi biz, bir rubik küpüyle karşınızdaki kişiye zeka testi yapmış kadar size zeka mevzusunda yol gösterecek 6 özelliğimizi sunalım:

1- Hayatta bir yerde ne olursa olsun bir kaybetmişlikleri vardır. (Ve bunun bilincindedirler.)
Kendini çokça mesele aşmış, hatta hayatta aşmış benzer biçimde gösterenlere Elon Musk benzer biçimde yaklaşabilirsiniz. Elon Musk, görüştüğü kişilere karşılaştıkları zor sorunları iyi mi çözdüklerini sorarak onların akıllı olup olmadıklarını anlayabildiğini söylüyor. Eğer karşısındaki şahıs problemi detaylı ve birçok katmandan bakarak anlatabiliyorsa, problemi hakkaten kişinin kendi zekasıyla çözdüğünü anlıyormuş. Esasen ikimiz de Elon Musk’ın zekasına bakarak bu mevzuda yanılmayacağını biliyorduk.

Evet, yaşam sorunsuz asla değil. Sadece akıllı insanoğlu, problemlerinden görevli olmakla gurur duyar ve çözümlerin ne olursa olsun bir yerde varolduğunu bilirler. Üzerine üstlük sorunları ve buldukları cevapları tekrardan gündeme getirmekten de asla gocunmazlar. Zira kendi zekalarına güvenirler.

2- Zevk aldıkları şeyleri bir süreliğine erteleme kabiliyetleri vardır.
Fizyolojik tiyatro oyununuzun prömiyerine dört  gün kalmışken, Uludağ’a gidip oldukça sevdiğiniz snowboard sporunu yürütmek pek zekice bir yaklaşım değil benzer biçimde. Öncelikleri iyi belirleyebilmek, bilhassa de irade zayıflıkları düzenleyebilmek, zekanın en büyük bileşenlerinden. Parlak zeka kişiler nice talep ve zaaflarına, akılları yardımıyla yenik düşmemeyi başarabilenlerdir.

3- Zor mevzuları sadeleştirebilir ve bu mevzularda derinlere dalabilirler.
Derinliğini bilemediği sulara kimse dalmak istemez. Sadeleştirmenin içindeyse derinliği en baştan kavrayabilmek yatar. Herhangi bir durumu yada problemi tanımladığınızda ve basitçe anlatabildiğinizde, zekayı çözümde iyi mi kullanabileceğinizin yolu da, başta kabaca da olsa, otomatikman çizilmiş olur. Parlak zeka insanoğlu da aslına bakarsanız bu yola çıkmaktan çekinmeyenlerdir.

4- Okurlar. Hem de kucak dolusu.
İyi bir okuyucu olmak, aslına bakarsak yerinizden kalkmadan birçok kişinin kılığına girmekle eşdeğer. Her kitap başka bir dünyadır, her kahramanın hikayesi sizi bambaşka bakış açılarına çağrı eder. Parlak zeka insanoğlu bunun kıymetini bilirler. Her değişik kitapta, değişik bir yolculuğa dalmaya hazırdırlar. Hem ne demiş Amerikalı girişimci ve kişisel gelişimci Jim Rohn: “Seçtiğiniz alanda haftada bir tek kitap okursanız, 10 yılda 500’ün üstünde kitap okumuş olmuş olursunuz. Bu da, sizi alanınızdaki %1’lik dilime sokar.” Parlak zeka insanoğlu için mevzusu ve türü ne olursa olsun, iyi bir kitap her şeye kıymet.

5- Kendileri benzer biçimde insanlarla takılırlar.
Gene Jim Rohn’un şu isabetli sözünü alıntılayalım: “Hayatınızdaki en yakın 5 kişinin ortalamasısınız.“ E, üzüm üzüme bakıp boşuna kararmıyor. Etrafınızda en oldukça zaman geçirdiğiniz insanoğlu kim? Parlak zeka insanoğlu, bunu iyi seçerler. Hem zekiyseniz ve kendi hayatınızın ipleri elinizdeyse, kendi çevrenizi oluşturmaktaki başarınız da muhtemelen kaçınılmaz olacaktır. Doğal ki de akıllı kişiler insan faktörü devreye girdiğinde hayatta birçok değişik senaryoya dahil olacaklarını bilirler. Sadece bunun zekayla çözülemeyecek bir şey olmadığının da farkındadır. Dünyadaki ustaca seçimlerin hepsi aslına bakarsak birer zeka işidir.

6- Bir şeye iyi mi odaklanacaklarını bilirler.
Odaklanma, akıllı insanların sorun çekmediği bir mevzu! Bir düşünün: Çoğunluğu aslına bakarsanız hayatta kendi yolunu çizme mevzusunda başarıya ulaşmış, bir çok sevilmiş olduğu işlerde çalışıyor ya da sevilmiş olduğu atmosferi oluşturabilmek için elinden geleni yapmaktan kaçınmıyor. Bu insanların yeri ulaştığında lazer odaklı bir Zen rahibinin seviyesine çıkmasına şaşmamak gerekiyor. Hal böyleyken Steve Jobs’un niçin Zen’den bu kadar etkilendiğini idrak etmek da mümkün.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir