Tarihi değiştiren 10 önemli arkeolojik keşif

Arkeolojik keşifler, geçmişe ışık tutmamıza yardım eder. Geçmiş hakkında ne kadar informasyon sahibi olursak hem dünya hem de insanlık hakkında o denli bilgiye haiz oluruz. Sadece bazı arkeolojik keşifler bizlere informasyon sunmak yerine, dimağımızda daha oldukça sual işareti oluşmasına sebep oluyor. Aşağıda dünya tarihindeki en büyük arkeolojik keşifler içeriyor.

1) Altamira Mağarası

Altamira Mağarası, Paleolitik çağdan kalma bir mağaradır ve İspanya’da bulunmaktadır. Mağaralar oldukça derin yerlerde olduklarından iklim koşullarından etkilenmemişlerdir ve dolayısıyla üzerlerinde yer edinen resimler günümüze kadar korunmuştur.

 

2) TerraCotta Ordusu

TerraCotta Askerleri ve atları 20. yüzyılın en büyük arkeolojik keşiflerinden biridir. Çin imparatoru Qin Shi Huang’ın mezarının 15 kilometre doğusunda yer edinen bu yer altı mezarında emek harcamalar hala devam etmektedir. 13 yaşlarında imparator olan Qin Shi Huang bu anıt mezarı 11 senede yaptırmıştır. 1974 senesinde bir grup köylünün bir kuyu açmak için toprağı kazdıklarında buldukları taşlar, arkeologların derhal dikkatini çekti. Gerçek boyutlarda olan terracotta askerleri ve atları cenk formatında sıralanmış halde bulunmuşlardır. İşin en garip kısmı ise bu askerlerin hepsinin birbirinden değişik oluşudur. Müze olarak halka oluşturulan anıt gömüt 16,300 metrekare büyüklüğündedir.

 

3) Owen Dağı Moa’sı

1986’da Yeni Zelanda’da bulunan Owen Dağı’nda, yer edinen mağaraları bulmak için bir araştırma yapılmış oldu. İki mağara arasındaki yolda meydana getirilen kazı çalışmalarında garip kemikler kabul eden ekip şaşkınlığa uğramıştı. Kısa sürede yaşamını yitirmiş benzer biçimde görünen bu garip yaratığın kemikleri üstünde derisi de sapasağlam duruyordu. Minik bir fenerin ışığı ile kazı icra eden ekip, bu keşfin ne işe yaradığını oldukça sonrasında öğrendi. Yaratığa benzeyen şey aslına bakarsak nesli tükenen uçmayan kuşlardan kabul edilen Moa’nın kalıntılarıydı.

 

4) Buda’nın Doğum Yeri

Lord Buda, MÖ. 623 senesinde Nepal’in kuzeyinde bulunan Lumbini bölgesinde dünyaya geldi. Burası şu an Budist merkezi olarak geliştirilmektedir. Dünyanın en büyük dinlerinden birinin en mukaddes mekanlarından olan Lumbini’deki en mühim kalıntı, MÖ. 245 senesinde Budist Kral Ashoka’nın yaptırdığı 6,5 m yüksekliğindeki dikili taştır. Bununla birlikte Budist manastırları ve mihrapları da bulunmaktadır ki bunlar da milattan ilkin 3. yüzyıldan kalmıştır.

 

5) Rosetta Taşı

Rosetta Taşı, üstünde Demotik (Mısır’da halkın kullandığı dil), Hiyeroglif ve Antik Yunanca olmak suretiyle üç değişik dilde yazılmış aynı metin bulunmaktadır. Mısır hiyerogliflerinin anlaşılmasında büyük rol üstlenmiştir. 1799’da Napolyon’un Mısır’a yapmış olduğu akında Fransız bir asker tarafınca keşfedilen taş, bu eski dilin keşfedilmesi açısından büyük yankı uyandırmıştır. İngiliz ordularının Mısır’da, Fransa’yı yenmesi üstüne Rosetta Taşı, İngilizlerin eline geçmiştir. 1802’den bu yana British Museum’da yer verilmiştir. Müzede en oldukça ziyaretçi alan eserlerden biridir.

 

6) Pompeii

İtalya’da bulunan Vezüv Yanardağı, binlerce yıl yaşlarında olan bir dağdır ve bu zamana kadar birçok kez patlamıştır. En büyük patlama ise 79 senesinde gerçekleşen patlamadır. Bu patlama ile Pompeii adlı kent volkanik kül altında kalmıştır. İki bin kişinin öldüğü patlamadan sonrasında kent uzun seneler boş kalmıştır. 1748’de keşfe çıkan bir ekip kalınca bir enkazın altında şehrin olduğu benzer biçimde durduğunu ortaya çıkarmıştır. Binalar, anıtlar ve insan iskeletleri kent yaşamı hakkında bol miktarda informasyon sahibi olmamızı elde etmiştir.

 

7) Ölü Deniz Parşömenleri

Ölü Deniz Parşömenleri, 1947’de talih eseri ortaya çıkarıldı. Bugün İsrail Müzesi’nde sergilenen bu parşömenler, MÖ. 520 ve 70 yılları arasındaki zamanı anlattığı için mühim keşifler arasındaki yerini almıştır.

 

8) Pluto’nun Kapısı

Pluto’nun Kapısı bununla beraber Cehennem Kapısı olarak da bilinmektedir. Pamukkale civarlarında yer verilmiştir. Yunan mitolojisinde yeraltı hayatına geçişi sağlamış olduğu anlatılan bu arkeolojik keşifler 1965 senesinde yapılmıştır. Kazıbilimci D’Andria, Discovery News’e verdiği bir röportajda heykellerin iki mitolojik yaratığı temsil ettiğini belirtmiştir. Biri bir yılanı göstermektedir ki bu da yeraltı dünyasının bir sembolüdür. Diğeri de Kerberos olarak malum üç başlı köpektir ki bu da Yunan Mitolojisi’nde cehennemin bekçisidir.

 

9) Lycurgus Kupası

Lycurgus Kupası gizemi 1990’lara kadar çözülemeyen arkeolojik bir keşiftir. 1600 senelik Roma kupasının renkli sırrı hastalıklar ya da güvenlik önlemlerinde şu anki teknolojiyi geliştirecek bilgilere haizdir. British Museum’da bulunan kupa ön taraftan aydınlatıldığında yeşil, arka taraftan aydınlatıldığında ise kırmızı görünmektedir.

 

10) Kommagene Krallığı

Kommagene Krallığı’nın nerede bulunduğunu muhakkak duymuşsunuzdur. Fakat biz gene de hatırlatalım. Nemrut Dağı’nda bulunmaktadır. Bu krallık MÖ. 162’de kurulmuş minik ve bağımsız bir krallıktı. Nemrut Dağı’nda bulunan tanrı Kral Antiokhos oldukça garip bir kraldı; ölümünden sonrasında da tanrı olarak tapınılmak isteyen kral astroloji ile de ilgiliydi. İnsanların ona tapınması için 2,100 metrelik Nemrut Dağı’nda büyük bir dini mabet inşa ettirdi. Burada hem tanrılara denk olacaktı hem de tüm krallık burayı görebilecekti. Kazı çalışmalarının hala devam etmiş olduğu dağda kralın mezarı hemen hemen bulunmadı.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir