Üretkenliğinizin önündeki 5 engel

Tüm gün durmadan çalışıp eve gelip de koca gün ne yaptığınızı anlatamadığınız olmuştur muhakkak. Nefes almadan çalışıp bir arpa boyu yol kat edemeden günü sonlandırıyoruz kimi zaman.

Günümüzün emek verme ortamı odaklanmamızı ve hakkaten çalışmamızı engelleyebiliyor. Sonu gelmeyen e-postalar, devamlı meydana getirilen toplantılar ve, itiraf edelim, toplumsal medya ile dikkatimizi tek bir işi bitirmeye kesintisiz olarak veremiyoruz. Fakat suçu bir tek bu mevzulara atmak, aslolan problemi görmezden gelmemize sebep oluyor. Üretken ve verimli bigün için Feysbuk’a bakmaktan daha büyük engeller var.

Süratli karar verip ilerleyememek

Kararsızlık da bir çeşit iş ertelemedir. Devamlı olarak alınacak kararlar bir başka zamana ötelenir. Karar öncesinde toplantı üzerine toplantı yapılır. Bir sonraki güne atılır, derken yedi gün sonraya sadece toplantı yapılabilir ve karar verme günü devamlı ertelenir. Normal olarak değişik sebepler de olabilir bunun altında fakat çoğu zaman kararın sonunda oluşabilecek başarısızlık korkusu en büyük etken bu aşamada.

Başarısızlıktan çekinmek elbet fazlaca organik fakat aslolan çekinilmesi ihtiyaç duyulan şey verimsizlik olmalı. Boş geçirilen dönemin telafisi yok ne yazık ki, sadece hatalı bir karardan geri dönmek bir çok vakit mümkün. En önemsiz mevzularda dahi karar almak için onlarca kişinin yüzlerce kere e-posta alıp vermesine ve saatler devam eden bunaltan toplantılara girmesi verimliliği öldürmekten başka hiçbir işe yaramaz. Fırsat bulundukça mümkün mertebe hızla karar alıp harekete geçmek gerekir.

Hayır diyememek

İş hayatında birazcık iyi niyetli bir insansanız eğer hayır diyememenin ne kadar sıkıntılı bir durum bulunduğunu biliyorsunuzdur. İşiniz başınızdan aşkın olsa da, günlerdir uykusuz olsanız da bir iş arkadaşınızın ya da üstünüzün isteklerini geri çeviremezsiniz. Bu da başkalarının mutlu olurken sizin sinir krizi geçirecek kadar yoğun çalışmanıza sebep olur. Siz mutluluğunuzdan ve iç huzurunuzdan feragat edersiniz bu süreçte. Üstelik kendi işlerinizi de yetiştirebilmek adına olması gerekenden daha çok emek vererek bedeninize de büyük bir yük bindirirsiniz.

Hayır demenin bir kabalık ya da küstahlık olmadığını fark ettiğinizde ise fazlaca daha rahat çalışmaya başlarsınız. Normal olarak bunun fazlaca kolay bir vaka bulunduğunu söylemiyorum. Şahsen ben de hayır deme mevzusunda fazlaca başarı göstermiş birisi değilim. Fakat kesinlikle üstünde çalışılması ihtiyaç duyulan bir beceri bulunduğunu kabul ediyorum.

Mükemmeliyetçi olmak

Bu madde kimi vakit iyi bir özellik olsa da çoğunlukla bir bahane olarak kullanılıyor günümüzde. Mükemmeli aramanın hiçbir sakıncası yok elbet fakat mükemmele erişmek için geçirilen süreçte rakiplerinizin sizin fazlaca ötenize geçtiğini unutmamak gerekiyor.

Çağımızın en başarı göstermiş iş insanlarından ve girişimcilerinden kabul edilen Gary Vaynerchuck’ın da onlarca defa söylediği benzer biçimde üstünde düşünmeyi, kafa patlatmayı, stratejisini oluşturmayı bırakıp gidip yapmak gerekiyor. Zira %100’ü aramaktansa %80 tamamlanmış bir ürünü/projeyi hayata geçirmek ve geri kalan %20’yi yolda tamamlamak fazlaca daha ergonomik olacaktır.

Ara vermeden çalışmak

Herhangi bir süper gücünüz yoksa eğer sizin de dikkatiniz bir süre sonrasında dağılmaya başlayacaktır. Basit bir insan tam konsantrasyon ile 90-120 dakika içinde çalışabilir. Sonrasında yavaş yavaş aklı başka bölgelere kaymaya adım atar. Bunun önüne geçmeye çalışıp, odaklanmakta ve çalışmakta ısrar ettikçe de tükenmişlik hali gelir ve çalışmanın verimi düşer.

Bu aşamada kısa bir mola verip tekrardan güç toplamak gerekiyor. Bir kahve molası, arkadaşlarla söyleşi birazcık işten uzaklaşmanıza, rahatlamanıza ve tekrardan enerjinizin yerine gelmesine olanak elde edecektir. Bu molaları vermeden çalışmaya devam etmek işinizin standardını de düşürecektir. Tam odaklı çalışacağınız iki saat içinde odaklanamadan çalıştığınız sekiz saatten daha çok iş bitirebilirsiniz.

Kendine dikkat etmemek

Yoğun iş temposunda insan kimi zaman bir tek işe odaklanabiliyor. İş haricinde hiçbir aktiviteye zaman ayıramıyor. Spora gitmek ya da arkadaşlarla görüşmektense emek harcamayı tercih edebiliyor. Fakat uzun solukta düşünüldüğünde çok da fazla sıhhatli olmayan bir yaklaşım bu. Günde on dakika spor yapmak bile kişinin kendini iyi hissetmesini sağlayacak hormonların salgılanmasında yararlı olacaktır.

Çalışmak yerine spora ya da arkadaşlara zaman ayırmak vicdan azabı yaratabiliyor kimi vakit. Bu da fazlaca organik bir durum. Sadece bu aşamada spora da arkadaşlara da hatta her şeyden uzaklaşıp kafa dinlemeye de zaman ayırmak gerekiyor. Müşterilerle toplantı yapmak ne kadar organik ve katı bir halde gerçekleşiyorsa aynı şekilde yaklaşmakta yarar var bu noktalara da. Zira kendinize iyi bakmadan çalışmaya devam ederseniz, çalışamayacak hale gelmeniz kaçınılmazdır. Arada kendinize bunu hatırlatıp, kendinizi bir öncelik haline getirmeniz gerekiyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir