Yaşlanmayı geciktirecek 5 alışkanlık

Bu beş erişilebilir alışkanlığı edinerek, yaşlanma sürecini yavaşlatmak ve hatta tersine çevirmek mümkündür.

Büyümemiz, okula gitmemiz, papağan olmayı öğrenmemiz ve aptalca kurallar okumamız… Bununla birlikte, ara sıra yaşlanma sürecini kucaklayan ve fizyolojik sağlığını ve ömrü süresince pozitif yönde bir tutumla sakınan bir bireylere rastlıyoruz. Bu talihli azınlığın şans ve büyüyle bir ilgisi var mı? Her her neyse ki, bilim bizlere yaşlandıkça pazarlık yapmamız gerektirme ettiğini gösteriyor. Birçok tesiri altına alan emek harcama, evrensel olarak erişilebilen yaşlanmayı önleyici yararlar sergilemiştir. Sonuçlar, bazı rahat davranışları izleyerek, içimizdeki Peter Pan’ı kucaklayabileceğimizi gösteriyor.

1. Akdeniz rejimi

Genç kalmak için, sağlıklı bir rejim uygulamak kafi değildir. Bilim, bilhassa Akdeniz rejiminin kardiyovasküler, nörolojik ve kemik sağlığını geliştirerek ömrü uzattığını gösteriyor. Bu rejim; meyveler, sebzeler, tahıllar, baklagiller ve zeytinyağı bakımından zengindir ve başta balık ve kümes hayvanları olmak suretiyle kırmızı etten oluşmaktadır.

Akdeniz tipi rejimle, yiyecek yiyen beş Avrupa ülkesinden 1300 katılımcının katılmış olduğu bir araştırmada, C reaktif protein (CRP) seviyelerinin azaldığı görülmüştür. CRP, yaşla bağlantılı iltihaplı bir işarettir. Ek olarak, çalışmanın katılımcılarının osteoporoz ve kemik kaybı düzeylerinin düşmüş olduğu görülmüştür. 562 katılımcının katılmış olduğu bir başka araştırmada, 70’li yaşlarında Akdeniz diyetini uygulama eden bireylerin, aynı yaşlarındaki bireyler için tipik olan beyin atrofisinin yada büzülüşünün yarısı olduğu tespit edildi. Daha azca atrofi, bunama öyküsü, daha iyi hafıza ve açık ve etkili düşünme becerisi anlamına gelmektedir.

2. Egzersiz

Bir tek genç ve sağlıklı olmanıza destek olan herhangi bir egzersiz rejimini uygulamak önemli değildir. Önemli olan; egzersiz yönteminizdir. Orta dereceli egzersiz ve peşinden daha sıkı fizyolojik aktiviteleri içeren aralıklı eğitimler aslen yaşlanmayı tersine çeviriyor benzer şekilde görünüyor. Sizlere bir büyüleyici emek harcamadan anlatmak isterim: İki değişik yaş grubunda, 30 yaşın altındaki ve 72 yaş üstü sağlıklı adam ve kadınlardan oluşan 72 kişilik gruplara üç ayrı egzersiz rejimi uygulandı. Sıkı ağırlık eğitimi, bisikletlerle ilgili kısa süreli eğitim ve birkaç gün orta derecede bisiklet sürme, ağırlık eğitimiyle dönüşümlü olarak gerçekleştirildi.

Emek harcama katılımcıları, egzersiz rejimlerinin kas hücrelerini iyi mi etkilediğini incelemek için iyileştirilmiş fizyolojik uygunluk açısından değerlendirildi ve kas biyopsileri alındı. Üç gruptaki tamamımız fizyolojik uygunluk açısından iyileşme gösterdi, bir tek aralıklarla egzersiz yapanlar hücresel seviyede sağlam değişimler yaşadı. Daha yaşlı toplulukta, kas hücrelerinden 400 genin aralık antrenmanı sonrasında değişik şekilde işe yaradığı görülürken, genç grubun 274 geninde değişimler oldu. Etkilenen genler, mitokondrinin hücreler için enerji üretme kabiliyetini tesirinde bırakır, bu da kas sağlığını ve hücre yaşamını geliştirir. Kim bilir bu çalışmanın en zorlayıcı kısmı, yaşlı topluluğunun kas hücrelerinin gençlerdekinden daha güçlü faydalara yol açtığını görmektir. Hiçbir zaman geç değildir!

3. Toplumsal ilişkiler

İlişkiler, fizyolojik esenlik üstünde büyük etkiye haizdir. Araştırmalar, artan bir halde kişisel ilişkileri daha güçlü olanların daha uzun yaşadığını ve kötü ilişkilere haiz olanların kalp ve damar hastalıklarına, bağışıklık siteminde azalma, depresyon, uyku sorunları ve bunama benzer şekilde kronik esenlik koşullarından muzdarip olduklarını tekrardan tekrardan göstermiştir. Harvard yaşlanma emek vermesi, ilişkilerin pozitif yönde tesirleri hakkında kim bilir en görkemli verileri elde etmiştir. Bu çalışmada, yakın ilişkilerin yaşam kalitesi üstünde para, şöhret, IQ yada toplumsal sınıftan daha oldukca tesiri olduğu bulunmuş oldu. İlişkilerde ek olarak zihinsel ve fizyolojik düşüşün geciktiği, uzun ve mutlu hayatların güçlü yordayıcıları olduğu gösterildi.

4. Meditasyon

Meditasyonun fizyolojik ve ruhsal sağlığı iyi mi geliştirebileceğine dair sayısız emek harcama bulunmaktadır. Yalnız, yaşlanmayı yavaşlattığını gösteren birçok otoriter emek harcama da vardır. Emekler, meditasyonun telomer uzunluğu üstünde pozitif yönde bir tesiri bulunduğunu gösteriyor. Telomerler; hücrelerimizin yada DNA’nızın genetik bilgilerini tutan kromozomların her iki ucundaki koruyucu kapaklardır. Organlarımızın sağlığını ve ömrünü korumak için, hücrelerimiz yaşlandığında bölünür ve çoğalırlar. Hücrelerimiz, her bölündüğünde telomerler kısalır. Telomer ne kadar kısa ise; hücrelerimiz hastalığa daha yatkın hale gelir. Tertipli meditasyon yapanlar; daha uzun yaşayan ve daha uzun süre bölünebilen hücrelere haiz olan kişilerdir. Bu yüzden organlarının sağlığını ve gençliğini sakınan daha uzun telomerlere sahiplerdir.

Meditasyonun beyni yaşlanmaya karşı koruduğunu da söylemek mümkün.
Sekiz haftalık meditasyon programına katılanların beynin hafıza, stres ve empati ile ilişkili bölgelerinde ölçülebilir değişikliklere niçin olduğu bulunmuş oldu. Bir başka araştırmada, 50’li yaşlarındaki meditasyon uzmanlarının, 20’li yaşlardaki alın korteksi ile aynı boyutta oldukları gösterildi. Meditasyonun en yaşamsal organ olan beyni, orta yaşa kadar koruyabileceği inanılmaz derecede güçlü bir kanıt.

5. İyimserlik

Ara sıra pozitif yönde bir tavır sergilemek zor olsa da… Yaşlanmayı önleyici, büyük avantajlara haizdir. Bir boylamsal çalışmada, 50 yaş üstü kişiler takip edildi. Yaşlanmayı önemli görmeyenlerin, geleceği hakkında olumlu bir bakış açısına haiz olanların, bağımsız olarak işlev görme, fizyolojik uygunluğu korumak, tam zamanlı çalışmak ve toplumsal olarak eğlenmek için daha büyük bir beceriye haiz oldukları görüldü. Bu kişilerin hastalık ve ölüm oranları daha düşüktü. Mümkün olduğunca, yaşlanmanın negatif basmakalıplarını gözardı edin. Bunun yerine, gelişme ve yenilenme için meydan okuyun. Hayata pozitif bakın!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir