Zihinsel tembelliği durdurmanın ve daha iyi kararlar vermenin 5 yolu

Kendinizi ve bakış açınızı sorgulamanızı sağlayacak 5 madde!

1.İnançlarınızı sorgulayın. 

Eğer fikirleri inanılabilir bulduğunuz için mantıklı ve doğru olarak kabul ediyorsanız, inançlarınız bilginin ötesine geçiyor anlamına gelir. Doğrusu bir düşünce mevzusunda bir inanca sahipseniz, onu pek de araştırmıyorsunuz. Kuvvetli ve meydan okunmayan inançlar, hedeflerinizi başarıp başarmamanız mevzusuna etkili olur. Mesela, bir oldukça ufak işletmenin başarısız olacağına inanıyorsanız, kendi işletmenizi kurmayacaksınızdır. Eğer ürününüzü ödeme yapılmaya kıymet görmüyorsanız, hiçbir vakit onu satamazsınız. Ve eğer mesajınızın yeteri kadar kuvvetli ve mühim olduğuna inanmıyorsanız, onu asla paylaşmayacaksınız.

Kendinize mesele: İnançlarınızı destekleyen gerçekler neler?

2. Bakış açınızın aksini ispatlayacak gerçekleri arayın.

Biz insanoğlu, haklı olmayı severiz. Ve haklı olma arzumuzu korumak için, fikrimizi destekleyecek kanıtlar ararız. Üstelik onlara ters düşen kanıtları görmezden geliriz. Doğrusu devamlı kendi fikrinizi destekleyecek veriler ve kanıtlar ararken, gerçeği göz ardı edersiniz. Bu bir anlamda hile yapmak! Şu sebeple bu durumda, hatalıyken dahi yaptıklarınızın doğru bulunduğunu düşünüyorsunuz. Eğer yeni asistanınızın yetersiz bulunduğunu düşünüyorsanız yapmış olduğu işte devamlı problemler ve hatalar ararsınız. Performans değerlendirme zamanı vardığında ise elinizdeki veriler, eksikliklerin upuzun bir sıralaması haline gelir. Bu şekilde de doğal olarak ki  baştan sona haklı olduğunuzu düşünürsünüz. Oysa bakış açınızı çürütecek kanıtları toplamaya gönüllü olmak, bir tek problemleri sezmenize destek olmakla kalmaz bununla beraber bakış açınızı da kuvvetlendirir.

Kendinize mesele: bakış açınızı çürütmek için hangi kanıtları topladınız?

3.Başarı ihtimalini tahmin edin. 

Hepimiz bir ya da bir kaç hakkaten uzak bilgiyi ezbere söyleyebilir sadece oldukça azca insan istatistikleri tam anlamıyla kavrayabilir ve oldukça daha azı onları kullanarak karar verebilir. İzleyeceğiniz yolu, olayın gerçekleşebilme ihtimalini göz önünde bulundurmadan bir vakaya dayandırdığınızda baz oranını dikkatsizlik etmiş olmuş olursunuz. Baz oranı, nüfusta bir olayın gerçekleşme sıklığıdır. Buna örnek olarak; boşanma oranlarını, kabahat oranlarını ve üniversite mezuniyeti oranlarını gösterebiliriz.

Baz oranı dikkatsizliği ise göze çarpan görüşler eşliğinde sizi aslolan amacınızdan saptırır ve istatistiksel olarak neyin mümkün bulunduğunu size unutturur. Eğer kendi işinizi oluşturmayı düşünüyorsanız fakat ondan ilkin MBA yapmak istiyorsanız; MBA meydana getiren ufak işletme sahiplerinin yüzdesini bilmek size destek olacaktır. Benzer bir halde eğer sizi milyoner yapacağını vaat eden bir programa kayıt olmayı düşünüyorsanız, bu oluşumun websitesinde yazan alıntıları okumak yerine daha derin bir araştırma yapmak yararlı olacaktır.

Kendinize mesele: Daha neyi bilmeye ihtiyacım var?

4. Yanılabileceğinizi göz önünde bulundurun. 

Geçen yıl Dünya Kupası’nı kimin alacağını biliyor muydunuz? Peki ya Oscar’ı hangi filmin kazanacağını? Ocak ayında hangi hisselerin düşüşe geçeceğini? Bu sorulardan herhangi birine “evet” diyorsanız, geri görüş önyargısına sahipsiniz anlamına gelir. Neler olacağını bildiğinizi iddia ediyorsunuz fakat bu iddiayı vaka gerçekleştikten sonrasında dile getiriyorsunuz. Dahası, buna inanıyorsunuz.

Geri görüş önyargısı oldukça karışık bir kavram. O şekilde ki; meydana getirilen bir araştırma insanların kendi tahminlerini ya da öngörülerini yanlış hatırladığını gösteriyor.

Şimdi ufak bir oyun oynayalım: Google, Siri ya da Cortana’ya danışmadan açıklayın; Rahibe Teresa’nın kaç yaşlarında öldüğünü biliyor musunuz? Bir tahminde bulunun ve cevabı kendinize açıklayın. Eğer sizi şu andan tam bir ay sonrasında çağırsam, bir çoğunuz;birazcık ilkin fısıldadığınız gerçek sayı yerine, öldüğü yaşa daha yakın bir rakamı söyleniş ettiğinizi söylerdiniz. Geri görüş önyargısının yarattığı en ciddi sorun ise hatalarınızdan öğrenme mevzusunda başarısız olmanız. Bu davranış sizin yaptığınız hataları unutturduğu için aslına bakarsak anlaşılabilir bir durum.

Kendinize mesele: Geçmişte hangi mevzularda yanıldınız?

5.Bir duyguyu ne vakit takip edip ne vakit görmezden geleceğinizi öğrenin. 

Duygularınız olmadan iyi kararlar verebilir misiniz? Muhtemelen, fakat bazı durumlarda bu mevzuda daha çok ve uzun süre çalışmak gerekiyor.  Duygular beynin kabul eden kısmına süratli ve apaçık mesajlar gönderir bu da sırasıyla tüm bu informasyon ile ne yapacağınızı belirler. Duygu yüklü mesajlar devasa yükseklikte sesli olduğunda, kararlarınızı etkisinde bırakır. Bu da davranışlarınızın duygularınızdan etkilenmesine neden olur.

O anki duygularınız, objektifliğinizi bozabilir ve bir durum ya da insan ile alakalı yargılarınızı etkileyebilir. Pozitif yönde duygular kendinizi olduğunuzdan daha yetenekli görmenize, riskleri azımsamanıza, potansiyel kazançları abartmanıza ve önceliklerinizi değiştirmenize yol açabilir. Bizi iyi hissettiren şeyler daha mühim, lüzumlu ve kıymetli görülebilir. Bizi daha iyi hissettiren insanoğlu daha yardımsever ve örneksiz görünebilir. Madalyonun diğeri yüzünde ise negatif duygular var. Negatif duygular, yeteneklerinizi azımsamanıza, riskleri gözünüzde büyütmenize, neticeleri abartmanıza ve önceliklerinizi görmezden görmenize yol açabilir. Bizi fena hissettiren şeyleri önemsiz, gereksiz yada değersiz olarak görebiliriz.

Kendinize mesele: Bu yazı size kendinizi iyi mi hissettirdi?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir